Ata Sözleri

Bir çivi bir nalı, bir nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir vatanı mahvedebilir…

Alimleri bindiği atın ayağından üstümüze sıçrayan çamur, şerefimizdir.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini telef alınmasına acınmayacak malzeme üzerinde yapar.”

Ayrilikla ölümü cekmisler, ayrilik zor gelmis

Ates kis gününün meyvasidir.

Gencligin kiymeti bilinse ihtiyarligin sikayeti olmaz.

Agac ne kadar yüksek olsada yapraklari yere düser.

Bir dala basinca, bin dal sallanir.

Her sey aslina döner.

Simsek çakmadan gök gürlemez.

Islanmisin yagmurdan korkusu olmaz.

Bir korkak bin orduyu bozar.

Arsizin yüzüne tükürmüsler,yagmur yagiyor sanmis.

Asli ne ise, neslide odur.

Almadigin hayvanin,kuyrugundan tutma.

Edepli edebi edepsizden ögrenir.

Hersey incelikten,insan kabaliktan kirilir.

Katira cilve yap demisler,katir çifte atmis.

Ak koyunun kara kuzusu da olur.

Çok mal haramsiz,çok laf yalansiz olmaz.

Minareyi çalan,kilfini hazirlar.

Acindirirsan arsiz,aciktirirsan hirsiz olur.

Atina bakan ardina bakmaz.

El begenmezse yer begenir.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez.

El uzatilan yere dil uzatilmaz.

Aga terlemedikçe,hizmetkar kimildamaz.

Davetsiz gelen,mindersiz oturur.

Tekkeyi bekleyen çorbayi içer.

Agaç ne kadar uzasa,balta dibinde hazirdir.

Azan kurda kizan köpek.

Kaynayan kazan kapak tutmaz.

Dogru sarsilir ama yikilmaz.

Yilan bile dogrulmayinca,deligine giremez.

Agir kazan geç kaynar.

Tez binen tez iner.

Yavas kaynayan asin dibi tutmaz.

Büyük lokma ye,büyük söz söyleme.

Ana gibi yar olmaz, Bagdat gibi diyar olmaz.

Daga çikan düz aramaz.

Degirmende dogan siçan,gök gürültüsünden korkmaz.

Hekimden sorma çekenden sor.

Basaran bal yer,basaramayan yal yer.

Vaktinde firar zaferdir.

Arpa ekip bugday bekleme.

Küçük tas bas yarar.

Bos duranin ayagina seytan takilir.

Tembele dediler kapiyi ört,dedi:Yel eser örter.

Ayak gitmezse el getirmez.

Yatan aslandan,gezen tilki yegdir.

Aç doyuran aç kalmaz.

Az veren candan,çok veren maldan olur.

Ne verirsen elinle,o gider seninle.

Cefasiz sefa olmaz.

Dilencinin keyfi islek caddede gelir.

Bir dostun bin düsman kadar kahri olur.

Eski düsman dost olmaz, olsada dürüst olmaz.

Korkak dostun olacagina,cesur düsmanin olsun.

Kasik ile verir,sapi ile gözünü çikarir.

Kel yaninda kabak anilmaz.

Yavas tükürügün sakala zarari var.

Zurna çalanin yaninda limon yenmez.

Adam adama yük degil,can bedene mülk degil.

Çagirsalarda gitmesem,çagirmasalar da sitem etsem.

Çagrilan yere erinme,çagrilmayan yere görünme.

Davetsiz dügüne gelen,minderini beraber götürür.

Davetsiz gelen,mindersiz oturur.

Misafir on kismetle gelir,birini yer dokuzunu birakir.

Sofrada elini,meclisde dilini kisa tut.

Pisinceye kadar dururda,soguyuncaya kadar durmaz.

Keçinin eceli gelince,çobanin sopasina sürter.

Az yiyen az uyur,çok yiyen güç uyur.

Kar kuytuda,para cimride eglesir.

Akan çay her zaman kütük getirmez.

Atin varken yol tani,agan varken el tani.

Davacin kadi olursa,yardimcin ALLAH olsun.

Haktan gelen haktir,inanmayan ahmaktir.

Terazi hatir sormaz.

Acemi katir kapi önünde yük indirir.

Boyuma göre boy buldum,huyuma göre huy bulamadim.

Deveciyle dost olanin,üst esigi yüksek olur.

Isin yanina giden is,misin yanina giden mis kokar.

Kilavuzu karga olanin burnu pislikten kurtulmaz.

Yoldan kal,yoldastan kalma.

Aç kurt aslana saldirir.

Altin legenin kan kusana ne faydasi vardir.

Basin sagligi dünyanin varligi.

Günes girmeyen eve doktor girer.

Kisin yasa,yazin tasa oturulmaz.

Biri yarar,ikisi yarar,üçü zarar.

Ambarda kalan siçan ac kalmaz.

Ari bal alacak çiçegi bilir.

Bal olan yerde sinekte olur.

Sel ile gelen yel ile gider.

Avci kedi mirlamaz.

Biçak sapini kesmez.

Adet etme adeti terk etme.

Ben aga sen aga bu inegi kim saga.

El yahsi biz yaman,el bugday biz saman.

Allah uçamayan kusa alçacik dal verir.

Dumansiz baca, çekismedik kari koca olmaz

Nasipsiz köpek kurban bayraminda sefere çikar.

Vermeyince Mabud,ne yapsin Mahmut?

Mazlumun ahi indirir sahi.

Agzi büyük olana kepçe kasiktir.

Kar ne kadar yagsa da yine yaza kalmaz.

Ucuz alan pahaliyi alir.

Din olan yerde kin olmaz.

Irmak kenarina çesme yapilmaz.

Araba devrilince yol gösteren çok olur.

Evlinin bir evi,bekarin bin evi vardir.

Körler memlekitinde sasilar padisah olur.

Havlamasini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir.

Bak bana bir gözle bakayin sana iki gözle.

Kul bunalmayinca hizir yetismez.

Kele köseden yardim olmaz.

Kelin ilaci olsa basina sürer.

Avci ne kadar yol bilse, ayi o kadar yol bilir.

Aç ne yemez? Tok ne demez?

Aça dokuz yorgan örtmüsler yine uyuyamamis.

Küçük suda büyük balik olmaz.

Sana laf getiren senden laf götürür.

Selin agzi tutulur elin agzi tutulmaz.

Al elmaya tas atan çok olur.

Istedigini söyleyen,istemedigini isitir.

Mizrak çuvala sigmaz.

Dagda bagin var yüreginde dagin var.

Arsiz güçlü olunca hakli suçlu olur. Çelik gibi sert hamur gibi yumusak olma.

Ucuzdur vardir illeti, pahalidir vardir kiymeti.

Gönülsüz as ya karin agritir ya bas.

Bin Çelebi bir çiplagi soyamaz.

Baca egri dahi olsa duman dogru çikar.

Kedinin uslulugu siçani görünceye kadar.

Yumusak huylu atin çiftesi yaman olurmus.

Kedinin boynuna ciger ailmaz.

Bas nereye giderse ayakta oraya gider.

Agir otur ki bey desinler.

Beyaz köpegin pamuk pazarinda zarari olur.

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ

Bütün ümidim gençliktedir.

Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.

Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir.  

Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet’e sahip çıkmak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan  ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. Türk Ulusu dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde yürüyecektir.

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

“…bu ulusa ve ülkeye hizmet görevi bitmeyecektir.”

Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik”ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir…

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!

Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.

Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.

Ne mutlu Türküm diyene!

Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız. 

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

“Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol…”

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği kazanmamıştır.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir…”

“Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedir olmalıdır.”

Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.

İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle kaimdir!

Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

Öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.

Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruat.

Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.

Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.

Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.

Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.

Birçok güçlükler ve engeller karşısında bulunduğumuzu biliyoruz. Bunların hepsini inceleme ile, gayret ve iman ile ve millet aşkının sarsılmaz kuvvetiyle birer birer çözüp sonuçlandıracağız. O millet aşkı ki, her şeye rağmen içimizde sönmez bir kuvvet, dayanıklılık ve ateş kaynağıdır.

Bizim milletimiz vatanı için, özgürlüğü ve egemenliği için özverili bir halktır; bunu kanıtladı. Milletimiz, yaptığı devrimlerin kıskanç savunucusudur da. Benliğinde bu erdemler yerleşmiş bir milleti, yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz.

Arkadaşlar! Devrimimiz Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğunu üstlenmiştir. Bize düşen onu kavrayarak ve takdir ederek çalışmaktır. 

Adımlarını, attığımız uygarlık ve yenilik adımlarına uydurmak istemeyenler ne talihsizdirler! Bu gibiler hâlâ milleti aldatacaklarını ümit ediyorlarsa bu ümitleri, kendilerinin zarara uğramalarından başka bir sonuç vermeyeceğine şimdiden emin olabilirler. 

Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Yurtta sulh, cihanda sulh.

Türk milletinin istidadı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.

Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.

Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.

Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.

Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.

Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır.

Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz). O, boş bir gayrettir.

Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.

Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.

Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.

Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.

Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.

Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez.

Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.

Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.  

Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım.

Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.

Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.

Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.

Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.

Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.

Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.

Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.

Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu… Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.  

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir.

Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum.

Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.

Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. 


Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’ an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.  

Çelişkili Atasözleri

Günlük hayatımızda sık sık duyduğumuz yada bizimde kullandığımız bazı Atasözleri var şimdi bu bazı Atasözlerinden seçtiklerimi sizler için verecem ama bakalım sizlerde benim gibi çelişki yaşayacakmısınız yani hangi söz geçerli ben karar veremedim doğrusuÇelişkili Atasözleri
Melekler Mekanı - Çelişkili Atasözleri Çelişkili Atasözleri
‘Damlaya damlaya göl olur’ / ‘Taşima suyla değirmen dönmez’

2.. ‘İyi insan lafın üstüne gelir’ / ‘İti an çomağı hazırla’
3.. ‘Bir elin nesi var iki elin sesi var’ / ‘Nerde çokluk orda ..kluk’
4.. ‘Fazla mal göz çıkarmaz’ / ‘Azicik aşım ağrısız başım’
5.. ‘ Kervan yolda düzelir’ / ‘ Balık baştan kokar’
6.. ‘Harama uçkur çözülmez’ / ‘Güzele bakmak sevaptır’
7.. ‘Bülbülün çektiği dili belası’ / ‘Bilmemek ayıp değil sormamak ayıp’
8.. ‘Eğri otur doğru söyle’ / ‘Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar’
9.. ‘Düşenin dostu olmaz’ / ‘Dost kara günde belli olur’
10.. ‘Erken kalkan yol alır ‘ / ‘Acele işe şeytan karışır’
11.. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’ / ‘Lafla peynir gemisi yürümez’
12.. ‘Gün ola harman ola’ / ‘Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir”
13.. ‘İyilik yap denize at’ / ‘Merhametten maraz doğar”
14.. ‘Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur’ / ‘Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev”
15.. ‘Akıl akıldan üstündür’ / ‘Aklın yolu birdir”
16.. ‘Zorla güzellik olmaz’ / ‘Zora dağlar dayanmaz”
17.. ‘Öfke baldan tatlıdır’ / ‘Öfke ile kalkan zararla oturur”
18.. ‘İnsan kıymetini insan bilir’ / ‘İnsanoğlu çiğ süt emmiş”

Atasözleri-Atasözleri Komik Resim

Dost başa, düşman ayağa bakar…

İğne atsan, yere düşmez…

Arap yağı fazla bulunca orasına burasına sürermiş…(ama burda gerçeğinin resmi var çünkü bu külliyen yalan. adamlar fazla gelen yağları ihraç ediyorlar)

Zorla güzellik olmaz…

g.te giren şemsiye açılmaz Vol.1

g.te giren şemsiye açılmaz Vol.2

Üzüm, üzüme baka baka kararır…

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş…

Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş…

Çölde su arasam ütü bulurum, voltran oluştursak götü olurum…


Gülü seven dikenine katlanır, kaktüs sevenin g.tü sallanır…

Dost, acı söyler…

cok cok özel atasözü

Açın karnı doyar, gözü doymaz.
Ağaç yaprağıyla güzeldir.
Altın pas tutmaz.
Beş parmak bir değildir.
Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez.
Birlik olmayınca, dirlik olmaz.
Demir tavında dövülür.
Dostun bin ise azdır düşmanın bir ise çoktur.
Emanete hıyanet olmaz.
Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür.
İyiliğe iyilik her kişinin karı, kötülüğe iyilik er kişinin karı.
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
Misafir kısmetiyle gelir.
Önce düşün, sonra söyle.
Sakınan göze çöp batar.
Yatan aslandan gezen tilki yeğdir.
Yiğit meydanda belli olur.

Hiç kimse için hayal kırıklığına uğramadım;çünkü kimse için hayal kurmadım… !

Arnavut atasözleri

  • Komşunun tavuğu komşuya kaz gözükür.
    Peshku qelbet prej kres
  • Balık baştan kokar.
  • Mali me malin s piqet,njeriu me njerin piqet
    Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.
  • Hastalık dağda gezmez insanlar arasında dolaşır.
    Smundja u bë për njerinë
  • Ujku mjergull kërkon
    Kurt dumanlı havayı sever
  • Dita e re,nafaka e re
    Yeni gün,yeni nafaka
  • Tosk e Gegë - Pemë nga një degë!
    Toska ve gega bir ağacın dalları!
  • Ai që ecet krye përpjet bie në gropë.
    Havaya bakarak yürüğen çukura düşer   

Devamı Arka sayfada…

Alman atasözü

    (Im Becher ersaufen mehr Leute als im Bach)
    • Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.
    • Düşmek suç değildir,düşüp kalmak suçtur.
    • Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.
    (Arbeit bringt Brot, Faulenzen Hungersnot)
    • İş, işi çeker
    (Arbeit zieht Arbeit nach sich)
    • Yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir
    (Auf alten Pfannen lernt man kochen)
    • Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez
    • İtimat kontrole mani değildir.
    (Bäume wachsen nicht in den Himmel)
    • Seni besleyen eli ısırma.
    (Beiß nicht in die Hand, die dich füttert)
    • Eldeki serçe, damdaki güvercinden iyidir.
    (Besser den Spatz in der Hand, als die Taube auf dem Dach)
    • Tek gözlü olmak kör olmaktan iyidir.
    (Besser einäugig als blind)
    • Parlayan her şey altın değildir.
    (Es ist nicht alles Gold, was glänzt)
    • Paylaşılan sevinç iki katına çıkar.
    (Geteilte Freude ist doppelte Freude)
    • Paylaşılan bir acı yarıya iner.
    (Geteiltes Leid ist halbes Leid)
    • Aşkta ve savaşta her şey mübahtır.
    (In der Liebe und im Krieg ist alles erlaubt)
    • Savaş, barışın sağladığını yıkıp gider.
    • Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.
    • Hediye edilen atın dişine bakılmaz.
    • Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.
    • Yemekten sonra dinlenmeli veya bin adım atılmalı
    (Nach dem Essen sollst du ruhen oder tausend Schritte tun)
    • Eğitimsiz insan, cilasız aynaya benzer.
    (Ein Mensch ohne Bildung ist ein Spiegel ohne Politur)
    • Balık baştan kokar.
    (Der Fisch stinkt vom Kopf her)
    • İki avukat arasında kalan çiftçi, iki kedi arasında kalan balığa benzer.
    (Ein Bauer zwischen zwei Advokaten ist ein Fisch zwischen zwei Katzen)
    • Balıklar oltayla, insanlar tatlı dille avlanır.
    • Korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur.
    • Göze göz, dişe diş
    (Auge um Auge, Zahn um Zahn)

    atam

    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

    Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

    “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir… Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir… Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
    alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır…”

    “Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

    “Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.”

    “Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”

    “Türk milleti güzel her şeyi her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde taktir ettiği bir şey varsa o da kahramanlıktır.”

    “Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır.”

    “Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir.”

    “Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz.”

    “Büyük şeyleri büyük milletler yapar.”

    “Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Milletimizde bu kabiliyet ve tekamül var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı.”

    “Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım.”

    “Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur.”

    “Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”

    “Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.”

    “Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.”

    “Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.”

    “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

    “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

    ATATÜRK’ün GENÇLİĞE HİTABESİ

    NUTUK

    Türk Gençliğine Bıraktığımız Kutsal Armağan

    Saygıdeğer baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım

    Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

    Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.

    Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.

    Ey Türk gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.

    Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte de, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen iç ve dış kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan, ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz bir nitelikte belirebilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık, üstelik, hainlik içinde olabilirler. Dahası iş başında bulunan bu kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

    Ey Türk geleceğinin çocuğu! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!

    ata özü sözü

    Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

    ● Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

    ● Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

    ● Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

    ● Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

    ● Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

    ● Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

    ● Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

    ● Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

    ● İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    ● Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

    ● Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.

    ● Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

    ● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

    ● Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.

    ● Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır.

    ● Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz). O, boş bir gayrettir.

    ● Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.

    ● Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

    ● Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

    ● Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.

    ● Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.

    ● Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez

    ● Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.

    ● Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

    ● Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.

    ● Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir.

    ● Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

    ● Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.

    ● Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.

    ● Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.

    ● Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.

    ● Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.

    ● Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.
    ● Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.

    ● Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu… Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

    ● Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.

    ● Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum.
    ● Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.

    ● Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. 1927

    ● Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre , yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyormusunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir cekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’ an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.

    ● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. 1925

    ● Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım. 1925
    ● Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir.

    ● Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur. (1 Mart 1922)

    Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

    Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

    Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasde ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz.

    Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.
    İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
    Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.

    Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

    Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.
    Egemenlik verilmez, alınır.
    Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

    Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.

    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

    Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

    “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir… Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir… Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
    alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır…”

    atamın güzel sözleri

    atamın güzel sözleri

    Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.

    ● Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik”ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir…

    ● Bütün ümidim gençliktedir.

    ● Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.

    ● Ne mutlu Türküm diyene !

    ● Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

    ● Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!

    ● “…bu ulusa ve ülkeye hizmet görevi bitmeyecektir.”

    ● Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.

    ● Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.

    ● Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

    ● Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız.

    ● Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği kazanmamıştır.

    ● Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    ● “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir…”
    Devamı Arka sayfada…

    şaka gibi atasözLeri +18

    • aylak bakkal kaşşaklarını tartar
    • gözün kısmeti açılırsa tarrak bağdattan gelirmiş.
    • ipimle kuşağım fikimle kaşağım
    • fikim hıyar desem tuzla koşarsın
    • ben diyorum Çanakkale boğazı sen diyorsun yandı gözümün ağzı
    • bahtsız bedeviyi çölde kutup ayıları fikermiş
    • fikim sünnet kime minnet?
    • ben diyorum Antarktika sen diyosun gel gözüme mantar tıka
    • göze giren şemsiye açılmaz.
    • fikilecek göz tarrağa yakın gidermiş
    • fikilmiş gözün davası olmaz.
    • elin fikini görmeyen kendi fikini piyade tüfeği sanarmış.
    • dam razı olsa tarak Bağdattan gelir.
    • eşşeği fiken osuruğuna katlanır
    • aylak bakkal kaşşak tartar
    • eşek ölürken fiki kalkarmış
    • Arap yağı bol bulunca kaşşaklarına sürermiş
    • pantolonu gösteren ütüdür kadını gösteren gözüdür
    • inadım inat gözüm iki kanat
    • içicen şarabı   fikecen hanımı
    • el fikiyle gerdeğe girilmezmiş
    • altın damdan gümüş taraktan çıkmak
    • dünya kadar malın olacağına fındık kadar damın olsun
    • gülü seven dikenine  fiki seven fikenine katlanır.
    • göz elden gitçekse uçkur dokuz yerden çözülür.
    • başı boktan gözü taraktan kurtulamamak.
    • genci fikip üzeceğine yaşlıyı fik sevindir.
    • tedariksiz sıçmaya giden °°°°°a °°°°°a taş arar..
    • gökten dam yağsa başıma tarrak düşer..
    • sapı döversen olur mu şeker  cinsini fiktiğim cinsine çeker…
    • ayılar fikişirken ormana girilmez
    • kuru bok göze yapışmaz.
    • sıçılacak ağız göze yakın olur
    • azimle sıçan taşı deler.
    • dünya bir hıyara benzer: bugün elindedir yarın kıçına girer
    • iki eli ile bir fiki doğrultamamak.
    • enseye tokat göze parmak olmak
    • görmemişin oğlu olmuş çekmiş çükünü koparmış.

    KOMİK ATASÖZLERİ VE DE CEVAPLARI

    Üzüm üzüme baka baka kararabilir,ama körle yatanin sasi kalktigi görülmemistir.

    Her türlü iyi niyet itina ile suistimal edilir

    Turiste güler yüz gösterin ki, aldatildigini anlamasin

    Gerçekçi ol imkansizi iste

    Temiz hava garip kokar

    Aglama sevgilim islaniyorum

    Türk ögün, çalis, babana bile güvenme

    Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti.

    Ayrilik icimde bir kor, her gün sobayi tutusturuyorum.

    Nefes alamiyorum. Atmosferi açin

    Içmek, problemlerini çözmese de sana bir sürü yeni ve ilginç problem yaratir

    Bitkisel hayata girdim. Maksat yesillik olsun

    Kadinda önemli olan ruh güzelligidir. Iyi bir ruhun sahip olmasi gereken vücut ölçüleri ise 90-60-90 olmalidir.

    Acaip patlama yapti… Parçalarini topluyorlar!

    Mouse’umun topu tutulmus windows’u açik birakipta mi yatmis naapmissa

    Asansör bozuktur. En yakin asansör karsi apartmandadir

    Abi beni niye anlamiyon. Sende idrak yollari enfeksiyonu mu var?

    Modemim kontrolden çikti herkese küfürlü mesajlar yolluyor.

    Kimi dertten içer, kimi neseden, ben siseden içiyorum.

    Bakarak ögrenilseydi, bütün kediler kasap olurdu.

    Adam çekmis karisi alman

    Bakarsan bag olur bakmazsan göremezsin

    Tatilde görmeye gittim… Gerçektende göremedim

    Büyük jetona para vermeyin. Küçükten alip büyütün

    Düsman menzildeyse siz de onun menzilindesinizdir

    Aptallarla tartismayin. Çünkü onlara malum olur.

    Kaptan pilotunuz konusuyor: Çikarin beni bu kaptan.

    Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?… O zaman aya gidin.

    Bebeginizin altina yapmasini istemiyorsaniz, çevirin üstüne yapsin.

    Süperman de uçuyor ama kimse ona kusbeyinli muamelesi yapmiyor.

    Köpeginiz çok büyükmüs. Cinsi nedir bunun?, Aslan

    Ayakkabinin kallesi ayagi arkadan vurur.

    Eskiden nurtopu gibi bir delikanlıydı,şimdi nuru gitti topu kaldı
    Adamın biri topalmış, karısı da oynamış…

    ESPRİLİ ERKEKLERİN ata sözü

    62′den çok güzel tavşan yapar.
    Beğenilmediği takdirde 7 gün içinde iade edilebilir.
    Modayı değil, modayı takip edenleri takip eder.
    Fiş almadığınız takdirde yüzde 10 indirim yapar.
    Grekoromenden haz etmez serbest güreşir.
    Mankenlerle yüz göz olmaz…
    Tv’lerden gelen her türlü dizi teklifini klavyesinin tersiyle iter…
    Herhangi bir ekonomik krize yol açmaz, borsaya müdahale etmez.
    Gaz yapmaz, sindirim sistemini zorlamaz.
    Böbrek taşlarına iyi gelir.
    Etliye, sütlüye ve tatlıya karışır, burnunu sokar.
    Cumhurbaşkanına saygısızlık etmez, hükümeti eleştirir.
    Kalbinizin dostudur, kollestrol içermez.
    Cinsel isteksizliğe olumlu etkisi klinik deneylerle saptanmıştır.
    Zar tutmaz, kağıt çalmaz, hile yapmaz.
    Eksik gramajla çıkmaz, küfrü haketmez.
    MEB(Milli Espri Bakanlığı) tavsiyelidir, okullara önerilir.
    Damlaya damlaya gül’ücük olur ikesine sadıktır.
    Laforizmaların babası Cihan Demirci’nin deyişiyle: Ün peşinde değil ünlem işareti olma peşindedir.
    Gülü soluncaya kadar; sizleri ölünceye veya öldürünceye kadar sever.
    100 metreyi 10 saniyenin altında koşar.
    10.000 metreyi hiç koşmaz, yorulur.
    Günde bir paket sigara, üç demlik çay tüketir.
    Aileye mahsus değildir, bekarlar da girebilir.
    Domuz yağı, eti, sütü, kemiği, iliği içermez.
    Saygılıdır, siteye birisi gelince ayağa kalkar, yer verir.
    Belediye otobüsüne biner, taksiye yüz vermez.
    Vapurda martılara simit atar, hayvan dostudur.
    Hafif çapkındır.
    İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkar.
    Senede bir kez Oscar heykelciği alır.
    Çift elekten geçirilmiştir; tozu-toprağı yoktur.
    Süte su katmaz, rakıya su katar.
    Parasını yastığının altında saklar(bulduğu zaman)
    Kısmet açar.
    Deplasmanda 3 gol attırır.
    Hızlıdır, sol şeritten gider.
    Kırmızıda durmaz, yeşilde geçmez.

    GüLen ata sözLeri

    Komik Atasözleri

    - Anasına bak, bir de babasının parasına bak, sonra kızını al.

    - Bakmazsan dağ olur, bakarsan ayıp olur.

    - Acele işe ben de işeyeceğim.

    - Besle kargayı, hindi diye satarsın.

    - Her yiğidin bir rüşvet yiyişi vardır.

    - Ak akçe hergün içindir.

    - Sütten ağzı yanan, yoğurdu afiyetle yer.

    - Parayı veren bir daha nah geri alır.

    - Leyleğin ömrü göçle geçer.

    - Atını sağlam kazığa bağla, ondan sonra bir de düğüm at.

    - Can çıkmadan, mirasçılar evden çıkmaz.

    - Davulun sesi uzaktan az gelir.

    - Ölenle ölünmez, mirasına konulur.

    - İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci.

    - Sakla samanı, inekler aç kalsın.

    - Horozu çok olan köyde, tavuklar haşat olur. Kaynakwh: Komik Atasözleri

    - Üzüm üzüme baka baka çürür.

    - İki gönül bir olunca, masraflar da çok olur.

    - Kel başa şimşir peruk yakışır.

    - Korkunun ecele faydası yoktur, ama çamaşırları pisletir.

    - Eğri oturalım, belimiz ağrısın.

    - Aç ayı oynamaz, yedek kulübesinde oturur.

    - Vakitsiz öten horozu, tamirciye götürmek gerekir.

    - Tereciye tereyi, zabıta sattırmaz.

    - Persembenin gelişi, salıyı hiç ilgilendirmez.

    - İyilik et, suya at, ıslansın.

    - Garip kuşun yuvasını, belediye yıkar.

    - Denize düşen, yüzme bilmiyorsa ayvayı yer.

    - Bal tutan, almadan önce tadına bakar.

    - At ölür meydan kalır, yiğit ölür miras kalır.

    - Ak akçe, kara gün gelene kadar değerini yitirir.

    - Damlaya damlaya, cepte para kalmaz.

    - Borç yiğidin karın ağrısıdır.

    - Yavas atın ganyanı sürpriz olur.

    - Para parayı zenginin cebine çeker.

    - Kızını dövmeyen torun sever. Kaynakwh: Komik Atasözleri

    - Sütten ağzı yanan, yanık merhemi kullanır.

    - Görünen köyde, kılavuz meslek değiştirir.

    - Çıkmadık candan, imama iş çıkmaz.

    - Evdeki hesap, enflasyona uymaz.

    - Besle kargayı şişmanlasın, sonra da rejime sokarsın.

    - Gülme komşuna, dişlerin çürük.

    - Görmemişin oğlu olmuş. Hala kör.

    - Ak akçe, çok eskilerde kaldı.

    - Atın ölümü sucuktan olsun.

    - Ummadigin taş, arkeolojik eser olabilir.

    - Düşenin dostu olmaz, gardiyanı olur.

    - Anasına bak, babasından dayak ye.

    - Adaletin kestiği parmağa yazık olur.

    - Yanlış hesap, matematik hocasından döner.

    - Ak akçe, zamlar içindir.

    - Öfke ile kalkan, bir güzel dayak yer.

    - Paranin azı güldürür, çoğu kahkaha attırır.

    - Pilavdan dönenin, kuru fasülyede gözü vardır.

    - Ev alma evi olan kız al.

    - Kızını dövmeyen damadını döver.

    - Akılsız başın zahmetini bütçeler çeker.

    - Kendi düşen, beceriksizliğinden düşmüstür.

    - Anasına bak, kızından vazgeç.

    - Ben güzele güzel demem. Bakişlarımla bitiririm işini.

    - Ağaç yaşken ıslaktır.

    Devamı Arka sayfada…

    ATAMIZIN SOZLERI 1


    Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

    Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

    Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

    Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

    Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına, Türk milleti denir. (1930)

    Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı her bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)

    Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur. (1923)

    Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir. (1920)

    İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamız ile tespit edilmiştir. (1921)

    Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum istemidir. (1921)

    Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek, esas prensiplerimizdendir. (1923)

    Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir. (1930)

    Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)

    Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

    Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

    ATASÖZLERİ - Y

    Yabancı koyun kenara yatar.
    Bir yere, çevreye ya da bir topluma yeni gelen kimse, insanlarla hemen ilişki kurup kaynaşamaz; onların arasına giremez, uzakta durur. Çünkü yabancılık çeker. Oradaki insanlar da huyunu suyunu bilmedikleri bir adamı hemen aralarına almazlar zaten.

    Yağına kıymayan, çöreğini yavan (yoz, kuru) yer.
    Bir işten iyi sonuç alınmak isteniyorsa, o iş için lâzım olan şeyler eksiksiz kullanılmalı, gerekli fedakârlık gösterilmelidir. Yoksa kişi istediği verimi alamayacak, olumsuz ve kusurlu sonuca evet demek zorunda kalacaktır.

    Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?
    Her mevsim özelliğini açıkça ortaya kor. Yaz sıcağından, kış yağmur ve soğuğundan bellidir. Bunun gibi kişilerin de kendilerine has özellikleri ve nitelikleri vardır ki, toplumda bu yanları ile tanınırlar. O hâlde kişi bu özelliğini saklayıp başkalarını yanıltmamalıdır. Ne demişler: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Kişiye ancak bu yakışır.

    Yakın (hayırlı) dost (komşu), hayırsız akrabadan (hısımdan) yeğdir (iyidir).
    Sıkıntıya düşen kişi, öncelikle akrabalarından ilgi bekler, yardım ve iyilik umar. Ancak bu beklentileri boşa çıkmış, akrabaları yüzüne bakmamışlardır. Öte yandan dost ve komşuları onu yalnız bırakmamış, ilgi ve yardımlarını esirgememişlerdir. İşte bunun için hayırlı dost, hayırsız akrabadan daha iyidir.

    Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
    Yalan, aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen sözdür. Eğer kişi, öyle her duyduğunu doğru kabul edip aslını araştırmadan başkasına aktarırsa birilerini yanıltır; kendisi de yalancı konumuna düşer.

    Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
    Yalan söylemeyi huy edinmiş kimselere kolay kolay kimse inanmaz. Kişilerin yalancı hakkındaki bu kanıları öyle pekişir ki, yalancının sözleri gerçeği yansıtsa bile onun bu sözlerine kimse inanmaz.

    Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
    Hayatını yalancılık üzerine oturtmuş olan insanlar, kendi yalanlarına destek olacak tedbirleri alırlar; bunun için de gerekli titizliği gösterip masrafa girerler.

    Yalnız öküz, çifte (boyunduruğa) koşulmaz.
    Her işin uygun bir yapılma biçimi vardır. Dolayısıyla iki kişinin ancak yapacağı bir işi, tek kişi ile yapmaya kalkışmak doğru bir hareket değildir.

    Yalnız taş duvar olmaz.
    İnsanlar bir arada yaşamak zorundadırlar. Bu zorunluluk bir dayanışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar. Nasıl ki tek taşla duvar yapılamazsa, insanlar da tek başlarına tüm işlerinin üstesinden gelemezler. Dolayısıyla diğer insanlarla ilişki kurmak, işbölümü yapmak, iş birliğine geçmek durumundadır.

    Yanlış hesap Bağdat`tan döner.
    Ortaya çıkan bir yanlışlık çok geç de olsa, ne olursa olsun düzeltilmelidir.

    Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
    Değerli, elinden iş gelen kimse boşta kalmaz. Mutlaka kendisine bir iş bulunur.

    Yarası olan gocunur.
    Bir işte sorumlu aranırken kusurlu olan kimse, açığı ortaya çıkacak diye telâşa düşer.

    Yarım elma, gönül (hatır) alma.
    Sunulan armağan küçük de olsa, gönül almaya yeter. Çünkü önemli olan dostlarımızı unutmadığımızı, hatırladığımızı ortaya koymaktır.

    Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
    Her işin bir ehli, ustası ya da uzmanı vardır. Bir iş, ehline değil de, yarım yamalak bir bilgiye sahip olan kişiye teslim edilirse, o işten iyi sonuç alınamaz. Hatta işin tamamen bozulduğu, kötü bir sonuç verdiği bile olur. Tecrübesi olmayan, acemi, kusurlu, eksik bir doktorun uyguladığı tedavi insanı ölüme götürebilir. Bunun gibi dinin ilkelerini iyi bilmeyen hoca da, insanları yanlış bilgilerle donatıp, onları, dine ters düşen yollara itebilir.

    Yarınki kazdan, bugünkü tavuk yeğdir.
    Bk. “Bugünkü tavuk…”

    Yaş kesen, baş keser.
    Ormanı meydana getiren ağaçlar bir memleketin can damarıdır. Yeşil tabiat, berrak su, temiz hava, yağmur, cıvıl cıvıl kuşlar, ağaçla birlikte vardır. Ağaçsız kalan yer kısa zamanda çöle döner, hayat orada son bulur. Öte yandan, ağaç memleket ekonomisine de sayısız katkılarda bulunur. Hem ekolojik denge, hem de iktisadi hayat açısından ağacı koruma görevi bir zorunluluktur. Bu bakımdan bir ağacı boş yere kesen, insan hayatına kıymış gibi suç işlemiş olur.

    Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
    Çok güçlü olup da çalışmayan, soylu olup da bir şeyler üretmeyen, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kimselerden; güçsüz olup da çalışan, boş oturmayan ve geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir.

    Yatanın, yürüyene borcu var.
    İhtiyaçlarını gidermek, yaşamak isteyen kişi paraya ihtiyaç duyar. Para da ancak çalışmakla elde edilir. Tembel tembel oturan, çalışmayan, zamanını boşa geçiren kimse para kazanamaz. Para olmayınca da ihtiyaçlarını sağa sola borçlanarak karşılama yoluna gider. Doğal olarak borçlandığı kimseler de çalışan, boş durmayan, zamanını değerlendiren kimselerdir.

    ATASÖZLERİ - L - M

    L

    Lâfla peynir gemisi yürümez.
    Yalnız konuşarak, yaparım ederim diyerek bir yere varılmaz ve hiçbir iş gerçekleştirilemez. Atıp tutmaktan ziyade harekete geçip uygulamak ve çalışmak lâzımdır.

    Lâf torbaya girmez.
    Ağızdan söz bir kez çıktı mı artık onu gizlemek mümkün değildir. Çünkü onu herkesin duyması kaçınılmazdır. Bu sebeple söz ağızdan çıkmadan önce iyice düşünmeli, nereye varıp varmayacağı hesaplanmalı ondan sonra sarf edilmelidir.

    Lâtife lâtif gerek.
    Şaka yaparken bile kaba, kırıcı olmamak, incelikten ayrılmamak gerektir.

    Leyleğin ömrü laklakla geçer.
    Aylak, işsiz-güçsüz, bir iş yapmak istemeyen kişi zamanını boş ve anlamsız konuşmalarla geçirir. Çene çalmaktan başka bir işe yaramayan bu kimselerle bir arada bulunarak zaman harcamaktan kaçınmak bir zorunluluktur.

    Lodosun gözü yaşlı olur.
    Güneyden veya güney batıdan esen rüzgâr, ardından çoğunlukla yağış getirir.

    Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
    Her iş bir emekle yapılır. Emek, çaba ve diğer yardımcı güçleri sarf etmeden bir şey elde edilemez. Alın teri dökülmeden kazanılan şeyden hayır gelmez. Nasıl ki çiğnemeden yuttuğumuz şey midemize zarar veriyorsa, emek vermeden elde ettiğimiz şey de bize zarar verir; çünkü helâl değil, haramdır. O hâlde bir şey elde etmek istiyorsak çalışmak, alın teri dökmek ve emek vermek zorundayız.

    M

    Mahkeme kadıya mülk değil.
    Hiçbir kimse, hizmet için bulunduğu kamuya ait bir makam ya da mevkide ömrünün sonuna kadar kalamaz. Ayrıca o yeri kendi malı ve mülküymüş gibi de kullanamaz. Gün gelir, onu o yere getirenler onu oradan alır, yerine bir başkasını getirebilirler. Bu sebeple geçici de olsa devlete ait olan yerleri işgal edenler, o yerlerde yetkilerini yanlış yolda kullanmamalıdırlar.

    Mal bulunur, can bulunmaz.
    Mal ve mülk kazanmakla elde edilir. Bugün kaybeden, yarın gayretli çalışması sonucu yine bulabilir. Ama can öyle mi ya? Canını kaybeden onu bir daha elde edemez. Bu bakımdan insan canının kıymetini bilmeli, onu tehlikeye atmamalı. Unutmamalıdır ki, ancak sağlığı yerinde olan insan mal kazanabilir.

    Mal canın yongasıdır.
    İnsan, malına gelen zarardan, canına gelmişçesine acı duyar. Çünkü onu kazanırken çok uğraşmış, canını dişine takmış, didinip durmuş ve mal sanki onun bir organı gibi olmuştur.

    Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır.
    Mart ayı şiddetli soğukların olduğu bir aydır. Zaman zaman güneş görünse ve havalar ısınıyor gibi olsa da soğuklar şiddetini azaltmaz. Çoklukla bugünlerde yakacak tükenir, insanlar zor durumda kalırlar, evde bulunan kazma-kürek saplarını bile yakmak zorunda kalırlar.

    Mart`ta yağmaz, Nisan`da dinmezse sabanlar altın olur.
    Mart ayı oldukça soğuk bir aydır. Bu ayda yağmurun yağması ürün için iyi değildir. Nisan ise havaların ısınmaya başladığı bir aydır. Bu ayda yağacak yağmur, hem de çok yağacak yağmur ürün için oldukça faydalıdır, verimi artırır ve çiftçiyi son derece memnun eder.

    Maşa varken elini ateşe sokma.
    1. Bir işten gelebilecek zarardan kendini koruyacak bir yol vardır, o yolu tut. Kendini zarardan koruduğun gibi rahat da edersin. 2. Yaptırabileceğin biri varken tehlikeli bir işe kendin girme.

    Mayasız yoğurt çalınmaz (tutmaz).
    Bir işin başarıyla yürütülebilmesi, bir işten verim alınabilmesi için uygun bir ortama, gerekli araç-gerece, az da olsa bir sermayeye ihtiyaç vardır.

    Mazlumun âhı, indirir şahı (yerde kalmaz).
    Bk. “Kimsenin âhı kimsede kalmaz.”

    Merhametten maraz doğar.
    Bir kimsenin karşılaştığı kötü durum karşısında üzüntü duyar ve o kişiye yardımda bulunur, iyilik ederiz. Ne var ki, kimileri kendisine gösterilen bu yakın ilgiyi kötüye kullanır ve başımızı derde sokar.

    Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan.
    Bk. “İyilik iki baştan olur.”

    Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.
    Her özellikli şeyin gerekli olduğu bir yer vardır. Onun dışında başka bir yerde kullanılamaz. Kullanılırsa son derece zararlı olur. İçki Müslüman`a haramdır, dolayısıyla içemez ve bulunduramaz. Domuz eti Hıristiyanların sofrasına konabilir ama Müslümanların sofrasına sokulamaz. Aksi takdirde Müslümanlığın özüne zarar verilmiş olur.

    Meyveli ağacı taşlarlar.
    Öyle sıradan kimselerle pek uğraşan olmaz. Ama toplumda bir konum edinmiş, bilgili, becerikli ve başarılı kimse kolayca hedef olur; hücumlara maruz kalır. Çünkü onun toplumdaki konumu kimilerinin kıskançlık duygularının kabarmasına yol açar.

    Mızrak çuvala sığmaz (girmez).
    Herkesin gözü önünde duran, apaçık bilinen gerçeklerin gizli tutulması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi imkânsızdır.

    Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
    Kolay kolay saklanamayacak kadar büyük bir yolsuzluk yapan kimse, sorumluluktan kurtulma yollarını iyiden iyiye düşünür ve ortaya çıkmasını önleyecek tedbirleri önceden alır.

    Mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz.
    Devletin malını mülkünü kendisine mal etmek son derece zor ve tehlikelidir. Böyle bir teşebbüste bulunsa da rahatça kullanamaz, günün birinde er veya geç bunun hesabı kendisinden sorulur.

    Misafir kısmeti ile gelir.
    Geleneklerimiz ve dinimiz olan İslâm, yoldan gelene, yolcuya, konuğa gerekli ilgiyi göstermeyi ve ikramda bulunmayı emreder. Bu bakımdan evimizi konuğa açmalı, onu başımıza gelmiş bir külfet gibi görmemeliyiz. Eğer dinimizin buyurduğu gibi davranırsak misafiri ağırlamakta güçlük çekmeyiz, evimize bereket dolar. Çünkü ikram edene, sakınmadan verene, Yüce Allah misliyle verir. Dolayısıyla misafir kısmetini de getirmiş olur.

    Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır.
    Bk. “Misafir kısmeti ile gelir.”

    Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.
    Bir yere konuk olan, ev sahibinin kendisine özel olarak yapılmış çok güzel şeyler ikram edeceğini düşünebilir. Ancak umduğuna kavuşamaz; çünkü ev sahibi, evde ne varsa onu ikram eder. Bu bakımdan özel yiyeceklerle ağırlanacağını düşünmemelidir.

    Misafir üç gün misafirdir.
    Geleneğimiz bir yerde haddinden fazla kalınmasını ve ev sahibine fazla sıkıntı verilmesini hoş görmez. Konuğun bir evde kalmasını üç günle sınırlar. Üç günden fazlası ev sahibini sıkıntıya soktuğu gibi, misafiri de zor durumda bırakır. Bu bakımdan, konuk, ev sahibinin durumunu anlamak ve üç günden sonra o yerden ayrılıp ev sahibini rahatlatmalıdır. Unutulmamalı ki suratlarının asılmasına sebep olduğumuz insanların yanına bir daha zor gideriz.

    ATASÖZLERİ - I - İ - K

    I

    Irmak kenarına çeşme yapılmaz.
    Bir yerde ihtiyacı karşılayan bir şey varsa, onun yanına yine aynı ihtiyaca yönelik ve üstelik de daha küçük bir şeyi yapmak gereksizdir; ayrıca bu, boşuna bir çabadır; geri durmak gereklidir.

    Irmaktan geçerken at değiştirilmez.
    Yürütülmekte olan bir işin tam ortasında, işi tehlikeye düşürebilecek bir yöntem, bir araç-gereç değişikliği girişiminden kaçınılmalıdır. Yoksa işimizi büsbütün bozup büyük bir zararla karşılaşabiliriz. Bu tür girişimler için en uygun zaman kollanmalı, değişiklik zamanında ve yerinde yapılmalıdır.

    Irz insanın kanı pahasıdır.
    Irz, bir kimsenin başkaları tarafından dokunulmaması, saygı gösterilmesi gereken iffetidir. Dolayısıyla her şeyden önemlidir. Bu bakımdan kişi kanını döker, canını verir ama namusunu kirlettirmez.

    Isıracak it dişini göstermez.
    Kötülük edecek kimse, bunu daha önceden haber vermez. Dolayısıyla bize açıktan açığa cephe alan, bunu gürültü ve patırtısıyla belli eden kimselerden değil, bize sinsice yaklaşan ve yaklaştığını da belli etmeyen kimselerden çekinmeliyiz; asıl tehlikeli olan ve bize zararı dokunacak kimseler onlardır.

    Isırgan ile taharet olmaz.
    1. Kötü, zararlı kişiden iyilik beklenmez. 2. Her işin aracı farklıdır. İyi sonuç bekleniyor ve zarara uğranmak istemiyorsan uygun araç-gereç seçilmelidir.
    Islanmışın yağmurdan pervası yoktur.
    Daha önce kötülük görmüş, zarara uğramış kimse, kendisini bu duruma düşüren şeyden artık çekinip korkmaz.

    Issız eve it buyruk.
    Sahip çıkılmayan, başında bulunulmayan mal ya da iş, seviyesiz ve niteliksiz, bayağı kişilerin eline geçer; onlarca kullanılır ve idare edilirler.

    İ

    İbadet de gizli, kabahat de.
    Yüce Allah`ın buyruklarını yerine getirmek her insana borçtur ve gösterişten uzaktır. Gerçek iman sahipleri ibadetlerini başkaları görsün diye yapmazlar. Eğer böyle yaparlarsa ibadetleri, ibadet olmaktan çıkar. Benzer şekilde kabahat de başkalarına gösterilecek bir şey değil, tam tersi utanılacak bir şeydir. Bu bakımdan onu da açıktan açığa yapmak insana yakışmaz, gizlenmeli ve örtülmelidir.

    İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.
    Hoşlanılmayan bir davranışın en küçüğünü, başkalarından önce kendimizde deneyip etkiyi görmeli; ondan sonra bunun daha büyüğünü başkalarına uygulamanın ne denli uygun olup olmayacağına karar vermeliyiz.

    İki at bir kazığa bağlanmaz.
    Kendi başına buyruk, kimseden izin almaksızın dilediği gibi davranan iki kişi, aynı iş üzerinde görevlendirilip çalıştırılamaz. Her an aralarında anlaşmazlığın çıkması, bunun da kavgaya dönüşmesi kaçınılmazdır.

    İki baş bir kazanda kaynamaz.
    Fikirleri, eğilimleri ve davranışları birbirinden farklı olan iki kişi belli bir konuda, bir iş üzerinde uyuşamazlar; görüş ayrılıkları yüzünden ortaya bir şey çıkaramazlar.

    İki cambaz bir ipte oynamaz.
    Kurnazlıkta eşit olan iki kimse bir iş üzerinde birlikte çalışamazlar; birbirlerini aldatmak, saf dışı bırakmak için uğraşırlar. Bunda ısrarlı olmaları, her ikisini de daha tehlikeli bir duruma iter.

    İki dinle (bin işit) bir söyle.
    Haddinden fazla konuşmak, gereksiz ve yanlış sözlerin ağızdan çıkmasına yol açar. Ayrıca konuşan kişiyi de itici yapar. Bu bakımdan az konuşmalı, çok dinlemelidir. Hem yerinde konuşabilmek için de dinlemek şarttır. Çünkü söylenenler ancak bu şekilde kavranır, çenesi düşüklükten de bu şekilde kurtulur insan.

    İki el bir baş içindir.
    1. Yüce Allah, insanları geçimlerini sağlayabilecek bir güçle donatmıştır. Bu gücü kullanan insan, başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilir. 2. İnsan ancak kendi geçimini sağlayabilecek bir güce sahiptir. Başkalarına yardım edecek bir durumda değildir.

    İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
    Kimisi, önemi büyük birkaç işi bir arada yapmaya kalkışır. Bu ise çok zor ve sakıncalıdır. Çünkü gücü ve dikkati dağıtır. Buna aldırmayanlar çoklukla yapmaya kalkıştıkları işleri sekteye uğratırlar.

    İki ölç, bir biç.
    Hangi iş olursa olsun, bir işe kalkışmadan önce işin ayrıntıları iyice düşünülmeli; boyutları gözden geçirilmeli; nasıl başlanıp nasıl gelişeceği ve nasıl sonuçlanacağı, ne alıp ne götüreceği dikkatle hesaplanmalı ve daha sonra işe başlanmalıdır.

    İnsan beşer, kuldur şaşar.
    Hiçbir insan hatasız değildir. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Dolayısıyla şaşırıp yanlışlık yapması da kaçınılmazdır. Bu bakımdan dalgınlıkla, şaşkınlıkla yapılan hatalara hoşgörüyle bakılmalıdır.

    İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.
    İnsan doğduğu andan itibaren sosyal bir hayatın içine girer. Dolayısıyla herkes gibi o da yaşamak için çabalamaya başlar. Ne var ki, yaşadığı hayat şartlarının zorluğu, insanı doğduğu yerin dışına iter. İnsan da istemeden geçimini temin ettiği yerde kalır, orayı yurt edinir.

    İnsan göre göre, hayvan süre süre (alışır).
    Bir işi öğrenmenin en iyi yolu, o işi görmekten, denemekten ve defalarca yapmaktan geçer. Bunu sürekli yapan insanlar hem tecrübe, hem de alışkanlık kazanırlar; dolayısıyla o işi kolayca yaparlar. Hayvanların bir işe alışmaları ve o işi öğrenmeleri ise, o işi tekrar tekrar yapmaları ile sağlanır.

    İnsan insanın (adam adamın) şeytanıdır.
    Çoklukla görülür ki, kötü ve art niyetli kimi uygunsuz kişiler, bazı saf ve iyi niyetli kişileri kurdukları tuzaklarla doğru yoldan saptırıp yanlış yola sürüklerler.

    İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
    Şurası muhakkak ki, insanın ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Çoklukla güven de vermez. Hiç umulmadık bir anda nankörlük edip çıkarı için iyilik gördüğü kimseye bile kötülük yapabilir.

    İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.
    Kişi pek çok özelliğini doğuşuyla birlikte getirir. Bunun yanı sıra, yedi yaşına kadar da çevresinden etkilenerek kimi davranışlar kazanır ve bir huy edinir. Edindiği bu huy ihtiyarlasa da kolay kolay değişmez.

    İp inceldiği yerden kopar.
    Bir durum, bir olay ve bir iş en zayıf yerinden, en çürük noktasından bozulur veya kopar.
    İslam`ın şartı beş, altıncısı insaf demişler.
    “Kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek” İslâm dininin beş temel buyruğudur. Eğer bu beş şarta bir şart daha eklenecek olsaydı, bu mutlaka “insaflı olmak” olurdu. Çünkü insaf sahibi olmak, Müslümanlar için son derece önemli bir vasıftır.

    ATASÖZLERİ - F

    F

    Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
    İnsanın kusur ve eksiği, ahlâkî yönü varlıkla belirlenemez. Bu bakımdan yoksul olması, geçimini sağlamakta güçlük çekmesi utanılacak bir durum değildir. Asıl utanılacak durum ve davranış, gücü varken tembellik edip çalışmamak ve yoksul düşmektir.

    Fare (sıçan) deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış.
    1. Yapamayacağı kadar ağır bir iş varken başka bir iş daha yüklenmek son derece sakıncalıdır. İnsan önce kendi işini yapıp düzlüğe çıkmalı, daha sonra başkalarının yükünü omuzlamayı düşünmelidir. 2. Kendisi sığıntı durumunda iken yanına bir kişi daha almak yanlış ve tutarsız bir davranıştır.

    Faydasız baş mezara yaraşır.
    Mademki yaşıyor, o hâlde bir işe yaramalıdır insan. Ne kendisine, ne de etrafına bir yararı, bir kârı dokunmayan ve ona buna yük olan kişinin yaşaması ile ölmesi arasında bir fark yoktur.

    Fazla (artık) mal göz çıkarmaz.
    O an için ihtiyaç duyulmayan mal, ne kadar ve ne türden olursa olsun elden çıkarılmamalıdır. Hiç umulmadık bir günde ona gerek duyulabilir. Ayrıca malın çok olmasının kimseye bir zararı da yoktur.

    Fırsat her vakit ele geçmez.
    Ele geçirilen imkân veya durumdan en iyi biçimde yararlanmak gereklidir. Çünkü insanın karşısına çok seyrek çıkar.

    Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
    Yoksulun şansı hemen hemen hiç gülmez. Onun eline geçen imkânlar da öyle çok değildir. İmkânları sınırlıdır; bunun için, hangi işe el atarsa atsın, zengin gibi kazanamaz. Umduğundan fazla kazandığı görülmemiştir.

    ATASÖZLERİ - D

    Dağ başı dumansız olmaz.
    Tabiatları gereği dağ başları genellikle dumanlı olur. Nasıl dağ başlarından duman eksik olmazsa, toplumda yüksek mevkilere, makamlara çıkan ve sorumluluk alan kimselerin başında da dert eksik olmaz.

    Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
    İnsanlar gezen, dolaşan, hareket eden varlıklardır. Bir yerden kalkıp başka bir yere gidebilirler. Arkadaşlar, dostlar, tanıdıklar birbirlerinden ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar, günün birinde, bir yerde karşılaşabilirler; hatta hiç karşılaşmayacaklarını sanan insanlar dahi birbirlerine kavuşabilirler.

    Dağ ne kadar yüce olsa yol (onun) üstünden aşar.
    1. Güçlünün daha güçlüsü, yetkilinin daha yetkilisi, yönetilmez sanılanın bir yöneteni vardır. 2. Çözümü güç meselelerin, yenilmesi imkânsız gibi görünen zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Yeter ki gerekli azim, sabır ve cesaret gösterilsin, yılgınlığa düşülmesin.

    Damlaya damlaya göl olur.
    Her çok azdan olur. Küçük ve önemsiz şeyler birikerek büyük şeyleri meydana getirirler. Bunun için küçüktür, azdır, önemsizdir deyip hiçbir şey hor görülmemelidir; bunların önemi bilinmeli, çarçur edilmemelidir.

    Danışan dağı aşmış, danışmayan (-ın) yolu şaşmış.
    Kimi meseleler vardır ki, insanın onu tek başına halletmesi mümkün değildir. Bu durumda yapacağı tek şey, bilmediği şeyler hakkında uzmanlara başvurmak ve onlardan bilgi almaktır. Bu durumda, işleri kolaylaşacak, güçlükleri zorlanmadan yenecektir. Aksine hareket etmek, bilene sorup danışmaktan kaçmak, işleri zorlaştıracak, insanı çıkmazın içine itecektir.

    Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
    Her işin kendine has araç ve gereci vardır. O işten sağlıklı bir sonuç alınmak isteniyorsa uygun olan araç ve gereç kullanılmalıdır. Kötü, uygun olmayan araç ve gereçlerle iyi bir şey, kaliteli bir ürün alınamaz.

    Davul dengi dengine çalar.
    Bir işte çalışacaklar, dostluk ve arkadaşlık kuracaklar, özellikle de evlenecek olanlar her bakımdan (zenginlik, makam, alışkanlık, karakter vb.) kendilerine uygun kimseleri seçmelidirler. Aksi takdirde kısa zamanda anlaşmazlıklar başlar, kurulan ilişkiler bozulur.

    Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
    İçindekilere hiç tat vermeyen, onları rahatsız eden kimi işler vardır ki uzakta olanlara kolay, hoş ve sevimli gelir. Ne zaman ki işin içine girerler, işte o zaman gerçeği görüp yanıldıklarını anlarlar.

    Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
    Birlikte iş görmek, birlikte yolculuk etmek, birlikte yaşamak isteyen karı-koca gibi insanlar arasında öncelikle bir uyumun olması şarttır. Bu uyum da karşılıklı saygı ve sevgi temeline dayanır. Tek taraflı sevgi ve saygı uyumu sağlamaya yetmez, ortada düzen diye bir şey kalmaz, kurulan beraberlikten de hayır gelmez.

    Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.
    Kişiler, her bakımdan (mevki, yaş, fikir, duygu, eğitim v.b.) kendilerine benzeyen, uygun olan ya da yarar yağlayabilecekleri kimse ve şeylerden hoşlanıp onlara yaklaşırlar.

    Deli ile çıkma yola, başına getirir (gelir türlü) belâ.
    Kavrayışı kıt, akılsız, aşırı davranışları olan kimselerle ne işe girilir, ne de yolculuk edilir. Buna kalkışan başına türlü dertler alır, çok zarar görür.

    Deliye her gün bayram.
    Aklı kıt, kavrayışı az, sorumluluk nedir bilmeyen, hiçbir şeyi kendisine dert edinmeyen, istediği işi yapıp istediği yerde dolaşan, ne kazanıp ne kaybettiğinin farkında olmayan kişinin hâli tıpkı bir delinin hâli gibidir. Onun için günlerin birbirinden farkı yoktur, hemen her gününü bayram neşesi içinde geçirir.

    Demir nemden, insan gamdan çürür (Duvarı nem, insanı gam yıkar).
    Bir demirin paslanıp niteliğini kaybetmesine nasıl nem sebep oluyorsa bir insanın yıpranmasına, çöküntüye uğramasına, için için erimesine, harap olmasına da üzüntü, sıkıntı ve çeşitli dertler sebep olur. Bu bakımdan insan her olur olmaz şeyi kendisine dert edinmemelidir.

    Demir tavında dövülür.
    Demirin istenilen biçime sokulabilmesi, çekiçle dövülüp işlenebilmesi için önce ateşte ısınıp kızarması, yumuşaması gereklidir. Bunun gibi her işin yapılması, o işten iyi netice alınması için de en uygun zamanı kollamak ve bundan yararlanmak gereklidir.

    Denize düşen yılana sarılır.
    Son derece tehlikeli bir durumla karşı karşıya gelen, çaresiz kalan, kurtuluş için bir çıkar yol bulamayan kişi, bu kötü durumdan kurtulmak için her türlü yola başvurur. Öyle ki, en tehlikeli şeylere bile sarılmaya çalışır, onlardan yardım bekler. Çünkü hiçbir tutar seçeneği kalmamıştır.

    Derdini söylemeyen derman bulamaz.
    Her derdin, müşkülün, güç ve sıkıntının altından insanın tek başına kalkması mümkün değildir. Böyle kötü bir durumda bulunan kişi, içinde bulunduğu bu durumu kendisine yardımı dokunacak kimselere, yakınlarına açmalıdır. Derdine ancak bu şekilde çare bulabilir, sıkıntılarından kurtulup rahatlayabilir.

    Dertsiz baş (kul) olmaz.
    Hemen herkesin az veya çok bir derdi vardır. Dertsiz insanın düşünülmesi mümkün değildir. İnsan bunu bilmeli ve karamsarlığa kapılmadan dertlerini azaltmaya çalışmalıdır